1 Ekim 2012 Pazartesi

Geçen Sezonun Ardından...


2012 yazının çabuk geçtiği konusunda hemfikiriz sanırım... Kısa kısa "en"leri paylaşmak istedim:

Çeşme mi Bodrum mu? Çeşme, çünkü Bodrum gereksiz kalabalık ve gün geçtikçe karakterini yitiriyor, Çeşme ise Ege'ye özgü hatta İzmir'e özgü. Ayrıca evimin önünden Çeşme'ye otoban var ama Bodrum yolu ne yazık ki hala ızdırap verici...

Sezonun yazlık mekanı: Bodrum ve Çeşme haricinde bulunduğumuz Göcek, Kalkan, Dalyan, Akyaka, Didim, Kuşadası arasında ön plana Kalkan çıktı... Renkli gece hayatı, bol alternatifli restaurantları, butikleri, serin ama berrak denizi ile Kalkan bir adım öne çıkarken, hareketten yoksun Göcek geri planda kaldı.

Sezonun oteli: Kalkan Caretta Butik Otel. Manzarası ile Santorini'yi andıran otel bizi çok etkiledi. 12 ve 13 numaralı odaların terasları eşsiz. Bu otel de başlı başına bir yazıyı hak ediyor.



Sezonun sahili: Kalkan ile Kaş arasında Kalkan'a sadece 8km mesafedeki Kaputaş plajı eşsiz güzellikte. 48,5 derecede inip çıkmanız gereken 189 basamak ise gülü seven dikenine katlanır deyişini hatırlatır nitelikte. Ölüdeniz ise kalabalığı ve katlanılmaz sıcağı ile hayal kırıklığı yarattı.



Sezonun aktivitesi: Kesinlikle kiteboard! Akyaka bu konuda dünyanın sayılı noktalarından. Bize de bu kadar yakınken başlayalım dedik ve başladıktan sonra da neden bunca zamandır başlamadığımız konusunda kendimizi sınadık. Göründüğünden hem daha zor hem daha eğlenceli bir spor. Yüksek konsantrasyon gerektirdiği için zihin arındırma konusunda da çok faydalı.



Sezonun balıkçısı: Çeşme'deki Ferdi Baba'yı sollayacak yeni favorim Sait. Bodrum Yalıkavak'ta bir lezzet deryası Sait. Zengin balık çeşitlerinin yanı sıra deniz kabuklularında da çok iddialı. Bunun ile ilgili özel bir yazı yazmayı düşündüğüm için şimdilik bu bölümü kısa geçeceğim. Ama tiger karidesler inanılmaz...

Sezonun eğlencesi: Çeşme'de yaptığımız ev partisi. Hem içeriği, hem katılımı, hem alkol dozajı, hem 90'lar teması hem de Çiftlikköy esintisi ile muhteşemdi. Ne yazık ki bize özel olduğu için tekrarı da yok.

Sezonun hayal kırıklığı: Kesinlikle Zaz Konseri... Fransızca bilmememizin etkisi olduğunu düşünsek de, Fransızca bilen arkadaşlarımızın da bize katılıyor olması, bu tezi çabuk çürüttü. Zaz enerjisini seyirciye genel olarak yansıtamadı (@Babylon Aya Yorgi, Çeşme)

Sezonun içkisi: Tropik havası ile yaza serinlik katan Malibu-Anans.

Sezonun gece klübü: Kesinlikle Bodrum Marina Yacht Club... Fatih Erkoç, Zeynep Casalini gibi canlı performanslar ile de çok iyi bir dinleti mekanı olduğunu da ayrıca belirteyim. 

En iyi marina: Gece hareketliliği ile Çeşme Marina, performans mekanı ile Milta Bodrum Marina, tekne çeşitliliği ile Göcek Marina, lüks tüketime yönelik nokta atış mekanları ile Bodrum Yalıkavak Pal Marina, doğal güzelliği ile Marmaris Orhaniye Martı Marina öne çıktı. İzmir Levent Marina ise yazın son keşfi oldu. 

En iyi yelkenli: 2012'nin en iyi yelkenlisi seçilen Vertigo'nun kardeşi Mondango... eşsiz bir süper yelkenli.... 56m'lik su boyu ile dev bir jilet...



En iyi motorboat: Çeşme Aya Yorgi koyu açıklarında görüp fotoğrafını çekmeye fırsat bulamadığım tekne yerine fotoğrafını çekebildiğim mansiyon ödüllü tekneyi paylaşayım. O bir Magellano, by Azimut.


2013'ün daha uzunmuş hissi veren bir yaz getirmesi dileğiyle... :)

3 Eylül 2012 Pazartesi

LVZZ Hotel / Bodrum


Bodrum yazın çekilmez. Kalabalığı, gürültüsü, sıcağı... Hayır, aksine Bodrum'u tanımak gerekir. Hakkını yemeyelim; Bodrum'un kaçış noktalarından biri, LVZZ Hotel'den başlayalım.
Gereksiz kalabalıktan kurtulalım diyenler için, tam da Bodrum'un göbeğinde, kapı aralığından kaçarmışcasına sığınabileceğiniz, 17 odalı bir butik otel LVZZ Hotel. Kendi tanımlarıyla otel, rezidans, spa & fitness merkezi ve tabi ki bar içeren bir şehir kulübü olma iddiasında.

 

İnşaatın bitişi aşamasında, açılışa yaklaşmanın tatlı bir heyecanı içindeki yatırımcı Sinan Bey ve işletmeci Mümtaz Bey tarafından ufak bir toplantı sebebi ile davet edildiğim LVZZ Hotel'de bu hafta sonu kalma fırsatım oldu. Açıkçası son dakika kararı da denilebilir. Plansız bir hafta sonunu, son anda kurtaran bir gelişmeydi. "LVZZ Hotel'de yer varsa kalalım" cümlesi dökülüverdi ağzımdan. 

Geniş ortak alanlar, büyük bir kapalı havuz ve fitness salonu, jazz barı ile kendi kendisine fazlasıyla yeten LVZZ Hotel'in dekorasyonunda yatçılık ve yelkencilik temasından nadide parçalar kullanılmış. Aynı zamanda otelde bir sanat galerisinin bulunduğunu ve Aegean Yacht firmasına ait yatlar ile ilgili bilgi alabileceğiniz butik danışma hizmeti olduğunu da ekleyelim.


LVZZ adının da Hıncal Uluç'un yazısından öğrendiğim kadarıyla şöyle bir hikayesi var:

".... Adını unutmadım.. Sona sakladım.. 
"Nerde kalıyorsun" diyen dostlara "Lavazza var ya.. Kahve.. Onun sesli harflerini atın. Kalan yerde kalıyorum.." 
"LVZZ" koymuş Sinan otelin adını.. 
"Bu ne" dedim.. 
"Ağbi Luvzz" dedi.. "Yalnız U harfini Bulgari'nin U'su gibi yazdık.."
Peki Luvzz ne?.. "Loves" var ya.. Sevmek fiilinin üçüncü tekil şahıs hali.. Onun twitter usulü kısa yazımı..
Yani "She loves you ye ye ye" yi bugünkü gençler "She luvzz u" diye yazıyorlar ya hani.. Öyle.."
Uluç, Hıncal. Sabah Gazetesi. 2011/07/09.




Odalarda ferahlık ve sadelik teması ön planda tutulurken, Fransız balkonlar ile iç mekanda gün ışığından maksimum derecede faydalanılmış. Her odada mini spa titizliğinde hazırlanmış banyolar da gün sonunda yorgunluk atmak isteyenler için güzel bir son adres niteliğinde.
Romantizm ise dışarıda. Özellikle akşam vakti, havuz başında Bodrum kalesi ve körfezine karşı jazz tınılarıyla içkinizi yudumlarken Bodrum'un aslında çok da kalabalık ve gürültülü bir yer olmadığı konusunda bana hak vereceksiniz.




*Görseller otel web sitesinden alınmıştır.

7 Temmuz 2012 Cumartesi

Çeşme Rehberi 2012

Yazın Çeşme'ye uğramamak olmaz. Özellikle İzmirliler için Çeşme hafta sonu kaçamağıdır, bu yüzden gece kulüpleri de hafta sonlarına özel programlar hazırlarlar. Lafı uzatmayalım, haydi Çeşme'ye gidelim... 


Not: Bu bir Alaçatı rehberi değildir, onu ayrıca ele alacağız. Alaçatı'yı Çeşme başlığında ele almak her ikisine de haksızlık olur.

Nerede Denize Girelim?

Aya Yorgi koyu kendi halinde bir koy iken, lüks plaj ve gece kulüplerinin açılması ile soğuk ama berrak suyu ve açık renk kumu ile en popüler koy haline gelmiş. Buradaki alternatifler:https://maps.google.com

Babylon Aya Yorgi (232) 712 63 39: Alaçatı'daki eski yerine göre daha bir geniş alanları var. Çim, kum ve deniz birlikteliğine, Babylon'un müzik kalitesini ekleyin. Serdar Ortaç'sız bir plaj keyfi için en güzel adres. Girişte verilen ücret içeride harcama kuponu olarak size geri dönmüyor, bu da Babylon'a gidecekseniz biraz daha fazla bütçeyi gözden çıkarmanız gerektiği anlamına geliyor. Nefis kokteyller arasında serinleme tercihini hangisinden yana kullanacağınız size kalmış.

Marrakeach (232) 712 04 03: Aya Yorgi'nin en yeni kulübü. Başka bir deyişle bu senenin en "piyasa" mekanı. (Kıps;)) Bunun üstüne yorum yapmaya gerek yok sanırım.

Paparazzi (232) 712 67 67: Eski mekan diğerlerine göre fiyat politikası sebebi ile daha çok rağbet görüyor. Otopark ve giriş ücretinin kupon olarak geri dönmesi 30cm yanınızdaki şezlongda güneşlenen diğer misafirler ile yakın ilişkiler kurmanıza sebep olabilir. Ailelerin tercih etmesi sebebi ile yaş ortalaması  30+. Ayrıca gitmeden en az  hafta önce rezervasyon yaptırmazsanız, bar bölümünün arkasındaki şezlonglardan denizi görmek için gösterdiğiniz çabanın boşa çıkacağını anladığınız deneyimleri yaşamayı göze almalısınız.

Kafe Pi: Bildiğimiz Pi, yani güzel kokteyller ve ergenler. Yaş ortalaması iyi bir tahminle 20 diyebiliriz.

Çiftlikköy

Pırlanta: Çiftlikköy = Rüzgar = Dalga.. Özellikle benim gibi dalgalı denizi de sevenlerdenseniz Çiftlikköy'deki Pırlanta plajı iyi bir alternatif. Temiz kumsalı ve berrak suyu ile gün boyu bir deniz keyfi sürdürmek isteyenler için iyi bir alternatif. Kiteboard severler de bu plajı çok beğenecek. Giriş ücreti yok, şezlong ve şemsiye için ücret alınıyor. Çumartesi günleri bile çok kalabalık olmadığını da belirtelim.


Nerede Balık Yiyelim?

Çeşme'ye gidip balık yememek olmaz. Lezzeti ile ön plana çıkan iki mekandan bahsedeceğim.

Ferdi Baba - Şifne (232 717 2145): https://maps.google.com
Şifne enteresan bir yer. Ilıca'nın o hareketinin hemen yanı başında kendi halinde sakince bir koy ve boy içine sıralanmış balıkçılar. Ferdi Baba, köhne ve salaş bir mekan. Ancak vaad ettiği lezzetlerle çok farklı bir noktaya gelmiş. Özellikle Yunan Şiş olarak adlandırdıkları ahtapot şiş ızgarası çok leziz. Diğer yiyeceklere de kesinlikle haksızlık etmek istemem ama sadece onu yemek isteyebilirsiniz. Günlük getirilen ve tüketilen taze balıkların lezizliği de cabası.. Ayrıca buraya gelip de kabak çiçeği dolması yemeden gitmek olmaz. Rezervasyonsuz uzun saatler masa bekleyebileceğinizi de hemen hatırlatayım.


Can Baba - Çiftlikköy (0232) 722 12 15https://maps.google.com/
Net bir bilgi vereyim, ben Çiftlikköy'ü seviyorum. Çiftlikköy'de gün batımını izlerken o serte yakın rüzgarı hissetmeyi seviyorum, o rüzgarın sebep olduğu güçlü dalgaların sahile vururken çıkarttığı seslerden etkileniyorum ve o güneşin su ile temas ettiği anda buzlu rakımdan bir yudum almayı seviyorum. O yüzden Can Baba da lezzetten çok konumu itibariyle mekan olarak benim için ön plana çıkıyor. Lezzeti kötü mü? Kesinlikle değil. Hele kabuklu deniz ürünleri için yer arıyorsanız, Can Baba ile 50 m ötesindeki Langusta arasında tercih yapmalıymışsınız. Ama henüz ben bu mekanlarda kabuklu deniz ürünü yemediğim için hangisinin ön planda olduğu konusunda yorum yapamayacağım. O da başka bir yazının konusu olmayı bekliyor. Can Baba, Ferdi Baba'ya göre biraz daha farklı bir profile hitap ediyor. Arda Turan ya da Burak Yılmaz ile yan yana masalarda yemek yemek mümkün. Yani biraz daha popüler bir yer. Bizim için önemli olmasa da paparazzilere dikkat :)




Nerede Kalalım?
Bölgedeki çeşitli oteller bir yana, bence en iyi alternatif Çeşme Marina'ya çekilmiş yatınız olmalı. Bu konuda hassasım, ama yatım yok :(


Evet anlaşılacağı üzere Çeşme'de yakın aile dostlarımızda kalıyoruz. O yüzden illa ki otel derseniz, arkadaşlarımın kalıp memnun ayrıldığı, Mustafa Denizli'nin sahip olduğu Kondo Suites'i önerebilirim. Aya Yorgi'ye de yakın konumu ile iyi bir alternatif olarak görünüyor. 
http://www.kondosuites.com/tr/tr.htm

Önümüzdeki günlerde Gökova Kaş arası plansız bir tatile çıkmaya karar verdik. Oradan notlar da bir sonraki yazımın konusu olmaya aday. Herkese iyi tatiller...


Bu arada daha önce belirtmemişim ama:
Twitter @muratozgurdogan




.

25 Mayıs 2012 Cuma

Marmaris / Boncuk Koyu

Bu sefer Marmaris Çamlı Köyü devamındaki Boncuk Koyundayız.


Nasıl Gidilir?

Google Maps'ten de görülebileceği üzere Muğla Marmaris yolunun 41. km'sinden "Sedir Adası" tabelasını takip ediyoruz ve Çamlı Köyüne geliyoruz. Burada konaklayabiliriz zira bundan da bahsedeceğim ancak önce koya ulaşalım. Çamlı köyünün devamında asfalt yolu takip ediyoruz ve Çamlı iskelesini geçtikten sonra toplamda Muğla'dan 52 km yol katederek Boncuk koyuna geliyoruz. Yolda zaten Boncuk Camping tabelaları olacak. Oradan da takip edebiliriz.

Bu koyun en önemli özelliği, peşinen söyleyemeliyim, kum köpek balıklarının doğal üreme alanları olması ve koruma altında bulunması. Korkacak bir şey olmadığı konusunda uyarılsak da dikkatli olmakta fayda var. Üreme dönemindeki hayvanların sakin kalmasını beklemeyiz...





Sahil'den Görünüm

Gökova körfezinde bulunan koyda, suyun körfezdeki diğer koylara göre daha sıcak olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Koy adını minik çakılların suyun içinde boncuk gibi görünmesinden aldığı iddia ediliyor. Yani su çok berrak. Su altı görüş mesafesi 15-20 metreyi buluyor. Özellikle şnorkel ile dalış yapanlar için bir çok balık çeşidinin bulunuyor olması da iyi bir gözlem fırsatı sunuyor...

Sahildeki Minik Çakıl Taşları



Su Altı Görünümü


Kısacası, Sedir Adası'ndan sonra Gökova körfezindeki en güzel sahile sahip Boncuk Koyu. Şimdiye kadar hiç bir saldırı girişiminde bulunmayan kum köpek balıkları sebebi ile sahilin çok da kalabalık olmaması bence diğer avantajı. Binek aracınız ile rahatça asfalt ile ulaşıp, cüzi bir ücret karşılığı sahile giriş yapabiliyorsunuz. Duş, cafe, elektrik imkanları mevcut. En yakın kalacak yer Çamlı köyü içindeki butik otel ve pansiyonlar. Turkcell de Boncuk gibi çekiyor :)



Umuyoruz ki kum köpek balıkları ile birlikte bu doğal güzellikler uzun süreler korunarak gelecek nesillere temiz ve doğal bir şekilde miras kalır.

MuratÖzgürDoğan

Bu Sefer Bali'deyiz...


Bali son zamanların popüler tatil mekanı. Sadece tropik bir tatil vaad etmiyor Bali. Daha çok egzotik yöndeki hevesini gidermek isteyen seyahat severlerin uğrak yeri. İçsel yolculuğa olanak tanıyacak huzur ortamı da cabası.
Ubud, Bali’nin iç kısmında ormanların arasında kalan bir yerleşim. Ubud Hanging Gardens da işte tam bu bölgede konuklarına bambaşka deneyimler vaad eden bir tesis. Özellikle görkemli ormana doğru uzanan iki katlı sonsuzluk havuzu eşsiz.
Birçoğumuz tatilde havanın kapalı olmasını istemez. Özellikle yağışlı hava kabus olur. Sizi bilmem ama ben bu seferlik bu tercihimde bir değişiklik yapacağım. Seyahat planımı tam muson mevsiminde yapıp, ormana düşen yağmur damlalarını dinlerken bu efsanevi havuzda bulunmak ölmeden önce yapılacaklar listeme eklendi bile. 
Fiyatlar ise böyle bir tesis için uygun sayılabilecek düzeyde. Ulaşım için Doha aktarmalı Qatar havayollarının İstanbul-Bali uçuşu tercih edilebilir. 
Ben odamı seçtim bile :)

Stockholm


Egzotik tatiller, kum, deniz tek rotamız olacak değil ya, bu sefer rotamızı Avrupa’ya çeviriyoruz. İsveç Avrupa’da gitmeyi isteyeceğimiz ilk ülke değil, bunu kabul edelim. Ancak yine de bir gün buraya yolumuzun düşme ihtimalini de göz ardı etmemek lazım.
Stockholm’de mimimalist ve sadeliğin ön planda olduğu Nobis Hotel, ferah ve aydınlık ortak alanları ile konuklarına şehrin tam merkezinde nefes alma fırsatı sağlayan modern bir şehir oteli.
Açıkçası tasarımcıların İsveç’in soğuk ikliminde ahşap ağırlıklı iç dizayn ile daha sıcak bir ortam sağlamak yerine, açık renk ağırlıklı ve geniş hacim tercihleri ile ortak alanları ısıtma fikrine soğuk kalmaya devam etmelerine çok da anlam veremiyorum. Ancak otelin ortaya koyduğu modern çizgi de cazip geliyor. Kungsträdgården bölgesinde ve birçok merkeze yürüme mesafesinde olması da başka bir avantaj.
Ahşap kullanımının yoğun olduğu the Nobis suitte kalmayı tecih ederek, İsveç’in soğuğundan sıcak bir ortama sığınmak isteyenlerin gecelik 2800 euroyu gözden çıkarması gerekiyor. Standart bir oda için ise bu rakam 215 euroya kadar düşüyor.
Otelin restaurant & bar olarak kullanılan “lounge” kısmından başka bir görüntü
otel web sitesi: http://www.nobishotel.se/

Singapore



Pop art Andy Warhol’un ardından daha da popülerleşen bir olgu olarak karşımıza çıkmaya devam ediyor. Bu akımdan etkilenen otel olmaz mı? Tabi ki olur, Singapore’dayız…
Wanderlust Hotel 4 farklı tasarımcının elinden çıkan 4 farklı temada oluşturulmuş 29 odası ile hizmet veriyor. Pop art, origami ve neon lambaları bu otelin odalarında kombine edilen ana unsurlar.
Siz aşağıdaki aksesuarların neon lambaları ile highlight edildiği odanın sade ve renksiz olduğuna bakmayın, otelin geneline bu odanın aksine göz alıcı bir renk cümbüşü hakim.

Otelin restaurantı Fransız mutfağından oluşturulan menüsü ile konuklarını ağırlarken restaurantta samimi bir ortam da sunulmuş. Sir Winston Tea’de kullanılan sandalyeler tanıdık geldi mi?
Şehir merkezinde bulunan Wanderlust Hotel’de gecelik konaklamanın fiyatı 120 ile 200 euro arasında değişiyor.
Otel web sitesi: http://wanderlusthotel.com/

24 Mayıs 2012 Perşembe

Hilton Seychelles Northolme Resort & Spa

Balayı için ideal adreslerden Seyşel adalarında Hilton’un işletmesini alarak revize ettiği eski adıyla Northolme Resort gerek konumu gerekse servisi ile çok özel bir yere sahip. Dünyanın en küçük Hilton’u 120 çalışanı ile sadece 80 konuğa hizmet veriyor. Böylesine özel bir yerde, üstün bir hizmet anlayışının da olması oteli tamamen çok farklı bir konuma taşıyor. Bunun Hilton da farkında ve yaklaşık 3600 Hilton oteli arasında bu tesisin de içinde bulunduğu 80 oteli WorldWideResorts adı ile ayrı bir klasmanda pazarlıyor. Ülkemizde ise Dalaman Hilton ve geçtiğimiz sene tamamen tadilattan geçen Bodrum Hilton (Eski Adı ile İber Princess Hotel) aynı vitrinde yer alıyor.



Seyşellerin başkenti Victoria’nın da bulunduğu yaklaşık 80 bin kişinin yaşadığı Mahe adasında bulunan otel, hava limanına 20 dakika mesafede. Misafirlerini hava limanında karşılama hizmeti verilen otele, taksi ile de rahatça ulaşılabilir. Uzun süre Fransız ve İngiliz sömürgesi olan adada hemen hemen herkesin Fransızca ve İngilizce konuşabildiğini söylersek, sanırım seyahat severler bir çok konuda  rahatlamış olurlar.


Otele gelecek olursak, genelde otellerin internet sitelerindeki fotoğrafları çok görkemli iken, konuklar otele geldiklerinde bazı konularda hayal kırıklığına uğrarlar. Burada ise tam tersi bir durum söz konusu. Otel web sayfasındaki görüntülerden daha güzel ve sıcak. 


Otelden Görünüm & Hint okyanusu

Bir turizm ülkesi olarak Türkiye’de hala daha rastlayamadığımız, sadece villalardan oluşan konseptteki otelde oceanfront / hillside olmak üzere 2 tip villa bulunuyor. Ayrıca James Bond’un yaratıcısı Ian Fleming’e ithafen hazırlanan bir de suit var. Odaların içi tamamen ahşap ile döşenmiş ve adanın tropik & egzotik havası kullanılan mobilya ve aksesuar kombinasyonu ile tamamlanmış. 90m2’lik kullanım alanına yine ahşaptan imal edilmiş teras da dahil. Villaların doğaya en az zarar verecek şekilde yükseltilmiş çelik konstrüksiyon üstüne ahşaptan yapılmış olması da ayrıca takdirimizi topladı. Odaların birbiri ile etkileşiminin minimumda tutulacak şekilde tasarlanmış olması da kişisel gizlilik konusunda rahatlık sağlıyor.



Oda & Teras

Hilton artık klasikleşmiş kahvaltısını burada da misafirlerine sunuyor, tabi arka planda bu sefer İzmir körfezi ya da İstanbul boğazı yerine Hint Okyanusu var. Akşam yemeklerinde de farklı mutfakların tematik olarak ele alındığı bir strateji benimsenmiş. Ortadoğu gecesinde Türk mutfağından bizim de duymadığımız “Kavun Salatası” gibi yoğurt-kavun karışımı ve üzerinde Türkçe etiketli yemeklerin olması açıkçası bizi de şaşırttı. Yemeklerin lezzeti konusunda en çok aklımızda kalan tabiki okyanus lokumları… Job Fish, Red Snapper (bir tür fangiri&trança), karides kesinlikle çok lezzetli, ayrıca burada yenilen ananas ne yazık ki ülkemizde bulabileceğimiz lezzette ve sululukta değil. Bambaşka…


Restoranın bulunduğu teras


Otelin meşhur Baie Beau Vallon sahilinde kendine özel 3 farklı plajı bulunuyor. Bu plajlarda kayalıkların olması, özellikle su altı zenginliği açısından inanılmaz bir çeşitlilik sunuyor. Şnorkel ile yapılan kısa bir turda 30’dan fazla tür tropik balığı görmek ve büyük bir keyifle izlemek mümkün. Su altında fotoğraf çekebilen bir kamera ise bu plajdaki en önemli aktivitenin olmazsa olmazı. Med cezir ile suyun yüksekliği gün içinde yaklaşık 1m değiştiğini de belirtelim, yani kıyıda eşyanızı bırakmayın.





Plajlar

Son olarak otelin floral olarak da peyzaj zenginliği yaratma konusunda büyük özen gösterdiğini söylenebilir. Botanik bahçesi gibi etkileyici ve nadir bulunan bitkiler ile donatılmış bahçesi de özellikle ilgimizi çekti. 




Otelde Duniye SPA’nın işletmesindeki SPA’da egzotik bir masaj, gps senkronlu bir teleskop ile fizik doktoru sunumundaki yıldız gözlemi, Ian Flemming kütüphanesi şnorkel ve kano dışındaki diğer aktivite seçenekleri. Ocean View Bar’da akşamları canlı caz dinletileri ise yudumlanan tropik kokteyller eşliğinde ve okyanus melteminin hafif esintisi ile keyfi doruklara çıkarıyor.

Şahsi fikrim, bu konseptteki otellerin aktivite konusunda misafirlerini boğan bir girişimde bulunmamalarının kafa dinleme açısından çok olumlu bir etki yarattığı. Bu otelde kalabalık yok, gürültü yok, çocuklar da yok. Çocuk sevmeyen birisi olduğum kanısına varılmasını istemem ancak, ülkemizde artık büyük otellerde bile adult havuz, plaj ve restoranlar ayrılmaya başlandı. 

Özellikle balayı çiftlerinin tercih ettiği otel, bahsettiğim ya da bahsetmeyi atladığım bir çok özelliği ile eşsiz. Üstelik tatilin bir kısmında misafirler isterler ise Siluette adasındaki Hilton Labriz’de de kalabiliyorlar. Kısacası; kaldığımız süre boyunca yaşadığımız deneyimler ve edindiğimiz izlenimler sebebi ile bir dahaki Seyşel seyahatimizde başka otel denemeyi riske etmeden ve tekrar aynı otelde konaklamak tercih edilir.

Genel değerlendirmenin ardından geldik puanlamaya,

  • Lokasyon 10/10
  • Servis 10/10
  • Yiyecek&İçecekler 8/10
  • Dizayn 9/10
  • Aktiviteler 7/10
  • Odalar 9/10
  • Hijyen 9/10
  • Gizlilik 9/10
  • Havuz 9/10
  • Plaj 10/10
  • SPA 8/10
  • Ulaşım 9/10
  • Güvenlik 8/10
  • Doğaya Duyarlılık 9/10
  • Fiyat Kalite İndeksi 9/10
  • Genel 8.9













MuratÖzgürDoğan

Tumblr mı Blogger mı?

Selamlar,

Baktım gördüm ki blog yüksek hit sayısına ulaşmış, ben de tumblr'dan devam ettiğim seyahat notlarımı burada da yayınlamayı uygun gördüm. http://moodd.tumblr.com/ 'daki içeriği burada da paylaşmaya başlıyorum.